Twitter Follow Box

ÇAY SEREMONİSİ
Çay Seremonisi, Bu gün sokakta geçen sıradan bir vatandaşımıza çay seremonisi nedir diye sorsanız size Kadıköy-Karaköy güzargahında geminin iskele tarafına oturup ince belli bardakta Topkapı manzarasında çay içmek diyecektir veya bir başkası Tophane’de asırlık çınarın altında otururken tömbekinin yanında ıhlamur çayı içip eski dostlarla tavla oynamak cevabını verebilir. Kantinde öğrenciler çay içerler, koskoca plazalarda patronlar toplantıya başlamadan önce mutlaka önce çayları söylerler, fakirimiz de zenginlerimizde kahvaltıda çay içerler.
Ancak belki yoldan geçen bir Anime-sever’e rastlarsanız o size bunun Japon kültüründe önemli bir ritüel olduğunu söyleyecektir. Gerçekten de çay sevildiği bütün toplumlarda kendine kültürün içinde bir yer bulmuştur. Biz de Japon kültüründe kendisine bulduğu yeri araştırdık. Animelerde sürekli olarak karşımıza çıkan Çay Seremonisi’nin ne olduğunu hakkında daha fazla bilgi yazının devamında…
Açıkçası Uzak Doğu ülkelerinin bu kültürel ritüelinden ilk kez Animeler ile tanıştıktan sonra haberim olmuştu ve çay içmenin ne ritüeli olabilir ki diye düşünmüştüm. Zaten seyrettiğim serilerden de bu seremoninin ne olduğunu, neden yapıldığını pek çıkartamıyordum. Japon Kültür Merkezi’ne yaptığım ziyaretler ve Cafe Bunka’da içtiğim çaylar sonucunda konuya merakım giderek arttı ve belki sizin de ilginizi çeker diye buraya yazayım dedim.

Japonya çay ile 9. yüzyılda Eichu adında Çin’den ülkesine dönen Budist bir rahip sayesinde tanuştı ve çok kısa sürede bu içecek Japonya da popüler oldu. 12. yüzyılın sonlarında Çay’a dinsel bir anlam da yüklendi ve Zen Budist Manastırlarında dini ritüellerde kullanılmaya başlandı. Çok kısa süre sonra buna Samurai’lar da katılınca “Çay İçmek” nüfuzlu sınıf için ayrı bir sanat ve ritüel halini almaya başladı. 16. yüz yıla gelindiğinde Çay Seremonisi toplumun tüm katmanlarına yayıldı.
Bu gün Japonya’da pek çok farklı çeşit Çay Seremonisi sayıları binlerle ifade edilen okullarda meraklılarına öğretiliyor. Ancak öğretiliyor derken bir şeyin altını çizmekte fayda var. Sonuç odaklı Batı toplumunun düşünce yapısından farklı olarak Çay Seremonisi’nin özünde bunu öğrenmek yok. Süreç odaklı Budizm ve Doğu kültürünün perspektifinde Çay Seremonisi de doğal olarak bir süreç olarak kabul ediliyor. Yani hiç bir zaman tam olarak öğrenemeyeceğiniz, ancak onu yaşayabileceğiniz ve bu yaşantınız sırasında tecrübenizi her seferinde biraz daha arttırarak Çay İçme sanatını her geçen gün daha iyi icra eden ama hiç bir zaman en iyi, en üstün icracı konumuna gelemeyeceğiniz bir süreç bu. Önemli olan da süreç, yani seremoniye katılmak olduğu için bu seremoniyi öğreten bütün okullar sanatın doğasına aykırı olan kavramsal yazılı öğretiden uzak duruyor ve öğrencilerin bu hissiyatı süreç içersinde kendi içlerinde bulmalarına önem veriyor. Yani kısaca özetlemek gerekirse adamlar şu anda benim yaptığım şeyi tasvip etmiyorlar ve onların gözünde ben bunu kitaplardan ve internetten öğrendiğim için aslında hiç bir şey bilmiyorum.
Çay Seremonisi’nin özüne inildiğinde aranılan bilinç açıklığı noktası “anın eşsizliği” olarak tanımlanabilir. Tıpkı aynı ırmakta iki kere yıkanamayacağımız gibi, Çay Seremonisi de anın eşsizliğini bulmaya çalışıyor. Pek çok farklı çeşit Çay Seremonisi olduğu halde hepsindeki genel geçer ortak nokta, kullanılan kap kaçakların, seremoninin yapıldığı odanın veya bahçenin doğal bir ortam olması ve çevremizde gördüğümüz her şeyin, tüm eşyaların doğadan gelmeleri. Doğanın eşsizliğini, ondan gelen her şeyin kendine özgü oluşum süreci içinde ortaya çıkan, bir eşi benzeri olmayan varlıklar olması ritüelin altında yatan en derin anlam. Örnek vermek gerekirse, konuklara sunulan çay çanaklarının hepsi birbirinden farklı ve her biri üzerlerinde farklı bir figür taşıyor. Mükemmelliğe ne kadar çok önem verdiklerini bildiğimiz Japonlar konu Çay Seremonisi olduğu zaman kap kaçaklardaki onları eşsiz kılan deformasyonlara büyük değer verip saygı duyuyorlar. Hatta seremonide çoğunlukla seremoni hakkında onun ne kadar güzel olduğunu övme üzerine konuşmak bir anlamda ritüelin bir kuralı olduğundan bu kouşmaların dominant bir konusu kap kaçakların eşsizliği, kendine özgü güzellikleri ve doğallıkları oluyor. Kapkaçaklara verilen değer, Ritüelden önce ve sonra yapılan ayrı temizlik ve bakım ritüellerinden, baş konuğun ritüel bitmeden önce kap kaçakları incelenmek üzere ev sahibinden izin istemesinden ve tüm konukların onları incelerken hayranlığa kapılma sesleri çıkartmalarından anlaşılabilir...(Sanırım bu yüzden yazılı ve kavramsal öğretime karşılar).

Niye kaseye bakıp hayran olursun ki?
Ritüelin bir başka güçlü özelliği de elbette ortam. Çay Seremonisi’nin gerçekleştirildiği ortam ritüelin bütün filozofisini kucaklar nitelikte. Çay Seremonisi’nin yapıldığı odalar Tatami denilen hasırlar ile kaplı. Tatami’lerin odaya konuluş biçimi daima bir daire oluşturacak şekilde ayarlanıyor ve Tatami’lerin aynı zamanda konukları yönlendirici bir görevleri de var. En ortadaki Tatami bizim için masa ile aynı anlamı taşıyor ve buraya basmak misafirin kalkıp masanıza basması ile aynı anlama geliyor. Konuklar ortada kalan Tatami’nin etrafında önem sıralarına göre sıralanıyorlar. Odadaki tek dekor Tokonoma denilen bölgede mevcut. Bu küçük bölgede bir çiçek tasarımı ve mevsimine göre üzerinde bir caligraf olan bir parşomen konuluyor. Odada bu ikisinin dışında hiç bir süs, fazlalık veya dekor yok. Geri kalan her şey çay seremonisi’nin alet edevatları oluyor.

Çiçek tasarımının ve üzerinde sembol bulunan parşomenin ortama kattığı ruhani detaylara girmek benim harcım değil ama onları göz ardı ettiğimizde bile ritüelin ana teması bir daire oluşturan bambudan yapılmış Tatamiler’in (Ki bana göre gerçekten tek başına onların kokusu bile yeter) üzerinde otururken duyduğumuz ateşin yanarken kendine özgü düzende çıkardığı her biri eşsiz çıtırtıların, havaya yayılan çay kokusunun, kaynayan suyun arka plana bezediği monoton ama aslında kendi içinde eşsiz ve bir o kadar da dinlendirici, insanı maddi dünyadan arındırıcı sesin içersinde gizli.
Tatamiler’in dairesel dizilimi elbette tesadüf değil. Aksine bu tecrübenin sonsuzluğunu temsil ediyor. Daha da doğrusu bizi başlangıç ve sondan uzaklaştırıp, başı sonu belirli olmayan bir sürecin içine çekiyor. Bu dairenin ortasında kendisine özel platformda çay pişiriliyor ve burada aslında 4 temel element, ateş, hava (çay kokusunu yayan su buharı), su ve toprak (Kap kaçaklar ve çaydanlık) barındırılıyor. Bu dört elementin çevresinde bir daire oluşturan tatamiler de hiç şüphesiz sonsuzluğu, bütünlüğü ve bitmek tükenmek bilmeyen var olup yeniden yok olma döngüsünü temsil ediyor.
Bir diğer deyişle sonsuz sürecin içersinde sadelik ve dinginlikten ilham alarak konuklar içinde bulundukları küçük anların eşsizliğini farkedip onu yaşamaya çalışıyorlar. İşte bu yüzden Çay Seremonisi hiç bir zaman tam anlamıyla öğrenilemiyor. Çünkü tüm düşüncenin altında yatan şey her anın eşsiz olduğu ve bu anların sonsuzluğu. Bu da mutlak doğru mükemmel bir seremoni olamayacağını çünkü doğası gereği bütün seremonilerin eşsiz olduklarını anlamamıza yardımcı oluyor. Süper bir anlatın teşekkür ederiz...

Alıntı: http://www.cafebunka.com

 

Okunma 6159 defa

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.