Twitter Follow Box

İRAN

İran Çay Kültürü, İran, resmî adı İran İslam Cumhuriyeti, Cumhuriye İslamiye İran, Güneybatı Asya’da ülke. Güneyde Basra ve Umman Körfezi, kuzeyde ise Hazar Denizi ile çevrilidir. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Pakistan, Afganistan ve Türkmenistan ile kara sınırına sahiptir. Başkenti Tahran’dır. Resmî dili Farsçadır. Şii İslamiyet ülkenin resmî dinidir.

İran, M.Ö. 4000’lere dayanan tarihi ve var olan yerleşmeleriyle dünyadaki en eski sürekli uygarlıklardan birine ev sahipliği yapmaktadır. Tarih boyunca İran Avrasya’daki merkezi konumu nedeniyle jeostratejik öneme sahip olmuştur ve bir bölgesel güçtür. İran BM, Bağlantısızlar Hareketi, İslam Konferansı Örgütü ve OPEC kurucu üyesidir. İran siyasal sistemi 1979’da kabul edilen anayasaya göre oluşturulan birkaç karmaşık yönetim yapısına göre işlemektedir.

En yüksek devlet makamı şimdiki Ayetullah Ali Hamaney’in üstlendiği İran dini liderliğidir. İran, uluslararası enerji güvenliği ve dünya ekonomisinde geniş petrol ve doğal gaz kaynakları sonucu önemli bir konuma sahiptir.

İRAN ÇAY KÜLTÜRÜ

İran’daki çay kültürünün başlangıç tarihi 15. yüzyıldadır. İran, “İpek Yolu”na yakın yerde bulunduğundan çayın ana üreticisi olan Çin’le yapacağı ticaret bu açıdan kahveye göre çok daha kolay olmuştur. Bu da İran’da çayın yaygınlaşmasının ana nedenidir. Çayın ülkede yaygınlaşması, çay üretimi ve daha fazla çay ithal etmek gereksinimini de beraberinde getirdi. İran 1882’de Hindistan’dan getirdiği tohumlarla yaptığı ilk ekim çalışmalarında başarısız oldu. Lahijan bölgesinde dünyaya gelen ve “Kasef Al Saltaneh” adıyla tanınan Prens Muhammed Mirza 1899’da Hindistan’dan çay ithal edip Lahijan bölgesinde ekimlere başladı.

Tahran’ın ilk belediye başkanı ve İngiltere idaresi altındaki Hindistan’a bir İranlı büyük elçisi olan Kasef, İngiltere’nin çay üretiminin sırlarını öğrenmesine müsaade etmeyeceğini biliyordu ki bu dönemde Hindistan’daki en büyük iş alanı çay üzerineydi. Bu yüzden yabancı dil olarak sadece Fransızca konuştuğundan Prens Fransız bir işçi kılığına girerek çay ekimi ve çayın üretimi ve fabrikalarda çayın nasıl üretildiği konusunda çalışmaya başladı. Prens’in planı önünde sonunda ülkesine çay örneklerini getirip ekimini yapmaktı ve başarılı da oldu. Bu dönemde Kasef, Kuzey Hindistan’daki Kangra’dan ülkesine 3000 kadar fidan getirtti ve Hazar Denizi’nin kuzeyindeki Gilan bölgesinde ekimlere başladı. Bu yerin iklimi çay yetiştiriciliğine uygundu ve kısa sürede de çay endüstrisi Gilan ve Mazenderan bölgelerine yayıldı. Bugün Kasef’in Lahijan’daki mozolesi İran Milli Çay Müzesi’nin de bir parçasıdır ve Saltaneh için İran’da çayın babasıdır, denilir.

İran Milli Çay Müzesi

Lahijan İran’da çayın üretildiği ilk bölgedir. Yumuşak havası, toprak kalitesi, taze kaynak sularıyla Lahijan bölgesi bugün de İran’ın en büyük çay arazilerine sahiptir.

Ancak bugün ülkenin çay endüstrisi büyük sorunlar yaşıyor ve bir zamanlar milyonlarca çiftçinin geçim kaynağı olan yemyeşil çay bahçeleri bugün koyunlara mera olmuş durumda ve başka kişisel amaçlarda kullanılmakta. İran dünyanın en iyi çay tiryakilerini barındırmasına rağmen, İran çay endüstrisi bugün yerli tüccarların yakındığı ve çoğunlukla hükümetteki etkili kişilerle sıkı bağları bulunan yabancı ithalatçılar ve kaçakçıların akınına uğramış durumda. Bu surumun sonuçlarını görmek çok zor değildir. İran çay endüstrisinin tarihi başkenti olan Lahijan’da bir zamanlar çay fidanlarıyla dolu yemyeşil bir görüntü varken şimdi çay üreticilerinin endüstrilerindeki düşüşe tepki olarak inşaat sektörüne geçişleri sonucu yaptıkları evler ve binalarla kaplı. Kentin çay değirmenlerinin çoğu da terk edilmiş durumda. Diğerleri hala ayakta ancak yarı kapasite çalışıyor. Zengin Gilan bölgesindeki yarım milyon çay çiftçisinin %40’ı fabrikalar artık ürünlerini satın almadığı için işlerini bıraktı. Çalışan binlerce işçinin yüzlercesi iş bıraktırıldı.

Çay endüstrisinin bu durumuna rağmen İran’ın çay kültürü zengindir. İran’da çay gün boyu içilebiliyor ve ülkenin milli içeceği durumunda demek abartı olmaz. Şeker veya süt eklenmeden de lezzetli olabilen İran çayı yine de genelde şekerle tüketilir. Küp şeker veya diğer bazı yöresel şekerlemeler, tatlılar beraberinde tüketilir. Bir konuk geldiği zaman ilk ikram edilen şey çaydır. Yazın en sıcak günlerinde bile çay ana günlük içecek olma özelliğini korur.

Çayın hazırlaması ve servisi ülkeye özgü bir sanat ve ritüeldir. Su “ketri” denen kaplarda kaynatılır ve sonra “goorih” dedikleri demliğin içindeki kuru çay yapraklarının üzerine dökülür. Goorih daha sonra ketri üzerine yerleştirilir ve kısık ateşte birkaç dakika demlenmeye bırakılır. Bu yolla çay yaprakları kaynayan ketriden gelen buharla demlenir, bu işlem aynı zamanda çayı daha uzun süre sıcak ve kıvamında tutar. İranlılar geleneksel olarak çaylarını “estekaan” dedikleri bardaklarda içerler. Böylece çayı hazırlayan kişi çayın rengini ve demini içecek olanın talebine göre hazırlama imkanı bulur.

Çayı içerken höpürdetmek, ses çıkarmak birçok kültürde olduğu gibi İran kültüründe de kabalık olarak kabul edilir. Çaya genellikle “hel” dedikleri kakule adlı baharatı kabuğunu kırarak ama ayırmadan eklerler. Bazen çay yapraklarının arasına bir miktar da kurumuş gül yaprağı karıştırırlar, bazen gülsuyu, zencefil veya safran da eklerler.

Bununla birlikte ülkedeki günümüz kafeleri ise bugün geniş bir kitleye hitap eder. Kadın sanatçılar, yazarlar, gazeteciler ve genel anlamda kadınların da dahil olduğu mekanlardır. “ghahveh khaneh” veya “chai- khaneh” dedikleri bizim kültürümüzdeki kahvehanelerle de benzerlik gösteren ve kadınlara kesinlikle yasak olan çay evleri vardır, çay evlerinden neredeyse her köşe başında vardır ve bu yerlerde nargile de içimi de yaygındır.Ghahveh khanehlerin adının içinde kahve olsa da bu yerlerde servis edilen ana içecek çaydır. Bu yerlerde çay minik tepsilerde estekaan bardakları ve bizim çay tabağı dediğimiz altlıklarıyla birlikte servis edilir.

Semaverin Rusya’dan İran’a gelmesi 18. yüzyıldadır. Semaverde çay ülkenin geleneksel çay içim şeklidir. Sabah namazından önce semaver yakılır ve çaya su sağlamak üzere bütün gün kaynar su bulundurulur. Türkiye’deki semaverde çay içiminden en önemli farkı çayın demi ve suyunun ayrı ayrı dökülmemesidir. Semaverin üzerindeki demliğe isteğe göre, istenilen demi verecek şekilde çay ve su eklenir ve bardaklara da bu demlikten çay dökülür. Semaverin su tankından bardaklara ayrıca sıcak su eklenmez. Eskiden kömürle ısıtılan semaverlerin bugün elektrikle çalışanları da vardır. Semaver günümüz İran çay kültüründe eskisi gibi kullanılmamaktadır.

Günümüzde daha çok kettle ve demliğinin bir arada olduğu elektrikli çay makineleri kullanılmaktadır. İran’da çay genellikle sade içilir bazen şekerle de içilir, ama asla süt kullanılmaz. Küp şekerle içilirken küp şeker ağza alınır ve sıcak çayla birlikte ağızda erir, yani çay boğazdan aşağı inerken tatlandırılmış olur. Çayı tatlandırmak için değişik sert şekerlemeler kullanılır. Çayı hurmayla, sert şekerleme türleriyle ve daha başka tatlılarla da ikram ederler. Bunlardan çubukta safranlı karamelize şekerlemeyi çaylarını karıştırmak için kullanırlar, böylece şeker çözünürken çay da tatlanmış olur.

Çay her zaman hazırdır ve her şeyle birlikte içilebilir. Misafirler varken, akşam yemeğinden önce de sonra da birkaç bardak tüketilir. İş molalarında, kahvaltılarda da içilir eğer soğuk algınlığına yakalanmışsanız da düzenli aralıklarla açık çay içilir. Hareket halindeki araçlarda bile sürücülerin bir eli direksiyonu tutarken diğer elerinde bir bardak çay görmek İran’da şaşırtıcı değildir.

Lütfen Kitabımız İçin Tıklayınız!

 

Okunma 10037 defa

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.