Twitter Follow Box

AZERBAYCAN

Azerbaycan Çay Kültürü, (Azerice: Azerbaycan Respublikası), Güney Kafkasya’da bulunan bir Türk devleti. Kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Gürcistan, batıda Ermenistan, güneyde İran ve batıda (Azerbaycan’a bağlı olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile komşu olan) Türkiye ile komşudur. Doğu sınırını Hazar Denizi çizmektedir. Hem Avrupa hem Asya’da toprağı bulunan Azerbaycan, bir Türk halkı olan Azerilerin yoğun şekilde yaşadığı ikinci ülke konumundadır. Bununla birlikte Azerbaycan Asya’nın gelişmiş ülkelerindendir. Ülkenin başkenti Bakü’dür.

Müslüman dünyasındaki ilk demokratik ve laik devlet olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918 yılında kurulmuş; fakat 1920’de Sovyetler Birliği topraklarına katılmıştı. Azerbaycan 1991’de bağımsızlığını tekrar kazandı. Azerbaycan, (Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup Türk Konseyi ve TÜRKSOY’ un üyesidir. 158 ülkeyle diplomatik ilişkisi ve 38 uluslararası kuruluşa üyeliği vardır.

AZERBAYCAN ÇAY KÜLTÜRÜ

Çay yetiştiriciliği Azerbaycan’da ilk kez 1980ler ve 1990larda Hazar Denizi kıyılarındaki Lenkeran-Astara bölgesinde yapıldı. M.O. Novoselov adındaki bir arazi sahibi çayın pratikteki ilk ekimini yapan kişidir. Daha sonra da Lankeran bölgesinin çay yetiştiriciliğine uygunluğunu anlatan bir yazısı bir dergide yayımlanmıştır. Bugünkü 1929 yılında Azerbaycan Bahçecilik ve Subtropik Bitkiler Enstitüsü’nde Hazar Denizi kıyılarında çay yetiştiriciliğine dair bir bilimsel çalışma başlatılmıştır.

İlk defa çay fabrikası 1937 yılında Lenkeran’da kuruldu.

Azerbaycan’da insanların çay içmek için gittikleri “çayxana” denilen kafeler bulunur. Erkeklere yönelik bu mekanlar Türk kültüründeki kahvehanelere benzerler. Yeni nesil ise bu söylemi biraz eski buluyor ve onun yerine kafeler için “çayevi” sözünü kullanmayı tercih ediyor. Erkeklerin önemli bir kısmı bütün öğleden sonralarını burada bardak bardak çay içerek, tavla oynayarak ve sohbet ederek geçirir. Hayatın hızı buralarda düşer her zaman çay içip serinlemek için vakit vardır. Eğer birinin acelesi varsa o zaman çayı soğutmak için tabağına döker çalkalar ve bu tabaktan içip kalkar. Çay Azerbaycan halkının asırlardan bu yana yararlandığı, günlük ihtiyaç duyduğu içecek türüdür.Saraylardaki resmi kabullerden en sıradan vatandaşı hayatına kadar hayatla iç içedir.Azerbaycan’da çay günlük hayatta önemli bir yere sahiptir hatta neredeyse kutsaldır. Azerbaycan’da yaşayan herkes kendine gün içinde mutlaka çay içeceği zamanı ayırır. “Çay nedir, say nedir?” yani eğer çay içiyorsan kaç bardak olduğu sayılmaz anlamında bir deyim yerleşmiştir.

Azerbaycan’da çay farklı tatlarla zenginleştirilir ve böyle bir aromayı başka ülkelerde bulmak oldukça zordur. Çaya katılan bu farklılık sadece aromada değil, aynı zamanda bu çeşniler çayı çok daha sağlıklı bir içecek haline de getirir. Azerbaycan çay seremonisi taze demlenmiş, kuvvetli aromalı, açık renkli kristal, diğer cam bardaklarda veya fincanlarda servis edilen sıcak siyah çaydır. Çay için çoğunlukla armuda benzer şeklinden dolayı armut şeklindeki cam anlamında “armudu” denilen bardaklar kullanılır. Çay her durumda içilebilir, sevinçliyken, kederliyken özellikle misafir geldiği zamanlarda da servis edilir. Çay Azerbaycan’da sıcaklığı, misafirperverliği, dostluğu temsil eder. “Bir çay içmeden bırakmam” sözü de misafirlerin duymaya alıştığı sözlerdendir.

Süt veya şekerli çay geleneksel değildir. Çayın yanında limon; küp şeker; şam fıstığı, ceviz, kuru üzüm, badem gibi kuru yemişlerden oluşan bir tabak, “Mürabba” denilen tatlılar, bazı geleneksel hamur işi atıştırmalıklar vb servis edilir. “Mürabba” Türk kültüründeki reçele yakın bir tatlıdır. Eğer çay bu tatlıyla içilecekse küçük bir tabağa biraz alınır daha sonra çayın içine karıştırılır ve bu şekilde içilir.Azerbaycan çay kültüründeki önemli bir nokta da çayın yemeklerden sonra değil önce içilmesidir. Yemeğin başlangıcında yemek yenilmeden çay içilir. Eğer çay şekerle içilecekse küp şeker bardağa atılmaz. Bir tane şeker alınır, ön dişerin arasına sıkıştırılır ve kalan boşluktan çay yudumlanır. Bu sebeple ön dişlerinde sorun olan kişi sayısı da yüksektir ancak halk bunu sudaki iyot eksikliğine bağlıyor. Azerbaycan’da insanların çay içmek için gittikleri “çayxana” denilen kafeler bulunur. Erkeklere yönelik bu mekanlar Türk kültüründeki kahvehanelere benzerler. Yeni nesil ise bu söylemi biraz eski buluyor ve onun yerine kafeler için “çayevi” sözünü kullanmayı tercih ediyor. Erkeklerin önemli bir kısmı bütün öğleden sonralarını burada bardak bardak çay içerek, tavla oynayarak ve sohbet ederek geçirir. Hayatın hızı buralarda düşer her zaman çay içip serinlemek için vakit vardır. Eğer birinin acelesi varsa o zaman çayı soğutmak için tabağına döker çalkalar ve bu tabaktan içip kalkar.

Azerbaycan’da bebeklere bile su veya meyve suyu değil çay verilir. Nevruz kutlamalarında bir yıl daha sağlıklı kalmak için şenlik ateşi üzerinden atlayan herkese yine sağlıkları için çay verilir.Geleneksel Azerbaycan çay servisinde semaver kullanılır. Semaverde kaynamış su demlikteki çay yapraklarının üzerine dökülür. Küçük ispirto ocağında çay bir süre demlenir. Diğer yandan bir başka demlikte kakule, kekik, tarçın, karanfil, kuşburnu vb demlenir. Servis edileceğinde bir miktar bitkisel karışımın deminden konulur üzerine siyah çay demi ve en son da semaverden kaynamış suyla dem açılır. Bir diğer yöntem de bu baharatların çayla birlikte aynı demlikte de demlenmesidir. Hazırlanan çay mürabba, kuru yemiş tabağı ve diğer yöresel atıştırmalıklarla birlikte sunulur. Kullanılan demliğe “çaynik” adı verilir.

Lütfen Kitabımız İçin Tıklayınız!

Okunma 6918 defa

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.