ÇAYIN FAYDALARI VE ZARARLARI

Çayın faydaları ve zararları, çay deyip geçmeyin her içilen yada yenen şey yararlı yada zararlı değildir. Bu sebeple içtiğimiz çay olduğundan biz çayı araştırmalar sonucu kim ne demiş size anlatılanlar gereği sunacağız. Mutlaka okuyunuz.

Çayın Sağlık Üzerine Etkisi

1- Polifenollerin Etkisi

Polifenoller, çayın önemli bir bölümünü oluşturur. Polifenollerin fizyolojik etkileri olumlu ya da olumsuz yönde olmaktadır.Okside olmamış polifenoller, “biyoflanoidler” olarak bilinir Biyoflanoidlerin kılcal kan damarlarının dayanıklılığını arttırdığı üzerinde durulmuş ve bunlar “vitamin P” olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle yeşil çay bazı ülkelerde kılcal kan damarları zayıflığını giderici olarak kullanılmaktadır. Bu etki yeşil çayın C vitamini içeriğinden dolayı olabilir. Siyah çay üretiminde polifenoller okside olduğundan bu tür bir etki görülmez. Ayrıca, kafein katekolamin sentezini hızlandırırken, biyoflanoidler bu öğenin yıkımını engellediğinden çayın antidepresan etkinlik gösterdiği ileri sürülmüştür. Biyoflanoidlerin radyoaktif Sr 900ı uzaklaştırarak kemik iliğinde birikimini engellediği, dolayısıyla radyasyondan kaynaklanan lösemi de koruyucu olduğu bildirilmiştir.

Siyah çaydaki okside olmuş fenolik öğeler besinlerdeki hem olmayan demirin biyo yararlılığını önemli ölçüde azaltırlar. Bu etki özellikle diyetleri bitkisel besinlere bağımlı olan bireylerde demir yetersizliği anemisinin oluşmasında önemli rol oynar. Çay, yemekle birlikte içildiğinde bu tür olumsuz etkisi söz konusudur. Yemekten bir saat sonra içilen çayın demirin biyo yararlılığına etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle kansızlığa eğilimli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon, C vitamini içerdiğinden, fenollerin demir bağlayıcı etkilerini azaltmaktadır. Bunun yanında demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle çay içirilmesi yararlı kabul edilebilir.

2- Kafeinin Etkisi

Çay önemli miktarda kafein ve diğer metilksantinler içerir. Kakao, çikolata ve kolalı içeceklerde de kafein vardır. Kafein ve diğer metilksantinler mide salgısını uyarırlar. Mide salgısının aşırı artması mide dokusu zayıf olan bireylerde ülser riskini arttırır. Yapılan bir araştırmada 200 ml çay, beden ağırlığının kilosu başına 0.04 mg histaminin oluşturduğu eş değerde asit salgısına neden olmuştur. Çayın sütle ve şekerle birlikte içilmesi asit salgısı üzerindeki etkiyi azaltır. Bu nedenle gastrit ve ülsere meyilli olan kişilerin çay içmekten sakınmaları, çok istenirse çok açık şekilde içmeleri önerilmektedir.

Çay, kafein içeriğinden dolayı insanlar tarafından “uyuklamayı önleyici”, “kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirici” olarak bilinir.Bileşimindeki kafein dolayısıyla çay, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterir. Merkezi sinir sisteminde, kafeinin, lokomotor aktiviteyi artırarak kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin lokomotor aktivite üzerine yatıştırıcı etki yaptığı da bilinmektedir.Çayla alınan kafein beyinde dopamin düzeyini arttırır ve katekolamin alıcılarını duyarlılaştırır. Bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi bireyden bireye değişir. Araştırmalarda bazı kişiler, 150-200 mg kafein aldıklarında rahat uyuyamadıklarını belirtmişlerdir.

Bunun yanında, sürekli kafeinli içecek alanlarda uyku bozukluğu gözlenmemiştir. Buna göre, bireyler kafeine alışkanlık geliştirmektedirler. Bu nedenle bazı kişiler alışkın oldukları biçimde çay ya da kahve alamadıklarında huzursuzluk ve baş ağrısı gibi belirtilerden yakınmışlardırlar. Kafeinli içecek verildiğinde bu belirtiler ortadan kalkmaktadır. Ancak bu alışkanlık uyuşturucu ilaçlara bağımlılık niteliğinde kabul edilmemektedir.Kafein kalp ve damar kaslarının kontraksiyonunu ve sinir uyarı ileticilerini etkileyerek kardiyovasküler sistemi etkiler. Kafeinin etkisi alınan doza ve alım zamanına göre değişir. Kafeinin bu etkisi adrenal hormonlarının salınımıyla ilgilidir. Kafeinli içecek alındığında kalp kaslarının kontraksiyonunun arttığı gözlenmiştir. Metilksantinlerden çayda bulunan teofilinin kalp atım hızını arttırdığı gözlenmiştir.

Kafein ve teofilinin kalp hızı üzerine etkisinde süreklilik görülmemiştir ve bunun daha çok kan basıncını yükseltici etkisinden dolayı olduğu sonucuna varılmıştır. Kafeinli içecek alındığında önce kan basıncı yükselmekte, daha sonra nabız artmakta, 2 saatlik süre geçtikten sonra her ikisi de normal düzeye inmektedir. Kafeinin kan basıncı üzerine etkisi doza bağımlıdır. Kafeinli içeceklerin idrar söktürücü etkileri de vardır.

Bireyler belirli düzeyde kafeine tolerans geliştirdiklerinden, belirli miktarlarda alınan çayın kardiyovasküler sistem açısından fazla sakıncalı olmadığı sanılmaktadır. Bunun yanında duyarlı kişilerin bu tür içecekleri alırken dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kafein, metaholik hız üzerinde etkilidir. Kafein vücutta yağ yıkımını hızlandırır ve kanda serbest yağ asitleri ve gliserol yükselir. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalarda beden ağırlığının kilosu başına verilen 5 mg kafeinin ağırlık kaybına neden olduğu gösterilmiştir. Kafein. yağ hücresini küçültmekte, trigliserit miktarını azaltmaktadır. İnsanda kafeinli çay ve kahve alımının kanda trigliserit düzeyini biraz düşürdüğü, kolesterol düzeyini ise yükselttiği bildirilmiştir. Bunun yanında çay ya da kahve tüketimi ile serum lipoproteinlerinin düzeyleri arasında düzenli ilişki bulunamamıştır.

Kafeinli içecekler alındığında, kanda şeker düzeyinin yükseldiği görülmüştür. Aynı zamanda karbondioksit üretimi de artmaktadır. 100 mg kafein içeren içecek alımını izleyen iki saatlik süre içerisinde enerji harcamasında % 16lık artış görülmüştür.Enerji harcamasındaki artış, şeker ve yağın daha çok yıkımı nedeniyle olmaktadır. Başka bir çalışmada 12 saatlik dönemde iki saat ara ile alınan 100 mg kafein, enerji harcamasında °% 7-11lik artışa neden olmuştur. Bunun enerji karşılığı 80-150 kalori civarındadır. Bu durum zayıflama diyetlerinde şekersiz çay içiminin yararlı olabileceğini göstermektedir.

Kafeinli içecekler bazı spor dallarında fiziksel performansı arttırıcı olarak bilinmektedir. Bunun nedeni, kafeinin merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisi ve yağ yıkımı sonucu glikojen deposunun boşalmasının önlenmesi olarak açıklanmaktadır. Kafeinin etkisi, özellikle yüksek rakamlarda belirginleşmektedir.

Bu etkilerinden dolayı kafein tabletleri “doping” olarak kabul edilmekte ve kullanılmaması önerilmektedir. Bunun yanında, özellikle uzun süre fiziksel hareket gerektiren ve yüksek rakımlı yerlerde yapılanı kayak, uzun mesafe koşular ve: dağcılık gibi spor dallarında egzersiz öncesi ve sırasında bir-iki fincan çay ya da kahve içilmesi yarar sağlayabilir. Kafein içeren içeceklere alışkın olmayan sporcularda ise bu tür içeceklerin alımı, yarış sırasında heyecan ve sinirliliği, idrar çıkışını arttırarak performansı olumsuz etkileyebilir. Duna görüş sporcuların kafein içeren içecekleri tüketimleri. alışkanlıklarına, yaptıkları spor türlerine ve spor yapılan ortama bağlıdır.

Yaşlılıkta kemik kaybı önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. Aşırı kafein alımı vücudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle yaşlı kişilerin fazla çay içmeleri kemik sağlıkları için sakıncalıdır. Bunun yanında aralarda içilen bir-iki bardak çayın fazla etkisi olmaz.

3- Çayın Mineral İçeriğinin Etkisi

Çayın potasyum içeriği yüksektir. Potasyum sinir uyarılarının iletiminde, kas kontraksiyonunda, normal kan basıncının ve vücudun su dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Kusma ve ishal gibi durumlarda vücuttan su ve tuzla birlikte aşırı potasyum kaybı olur. Çay bu kaybı yerine koyabilen yüksek potasyumlu bir içecektir.

Çay İçimi ve Kanser

Çayın kanserle ilgisi üzerinde de durulmaktadır. Bazı yayınlarda çay tüketimi ile bazı kanserlerin oluşumu arasında ilişki olduğu bildirilmesine karşın, son yıllarda yapılan araştırmalarda bu görüş desteklenmemiştir.Çay, nitrat biriktiren bitkilerdendir. Nitrat karsinojen olan nitrozaminin ön öğesi olması açısından önemlidir. İçilen çaya geçen nitrat miktarının sağlık yönünden sakınca yaratacak düzeyde olmadığı bildirilmiştir.

Gebelikte Çay İçiminin Etkisi

Yemekle birlikte içilen çay kan yapıcı demirin biyo yararlılığını azalttığından gebe kadınların bu uygulamadan sakınmaları gerekmektedir. Çayla alınan kafein anneden fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüsün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını bildirmiştir.

Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır.Eğer çay şeker ve süt gibi besinlerle içilirse, bir miktar karbonhidrat ve protein sağlanır.

Çay yaprağındaki B vitaminlerinin % 80i suya geçer. Ancak siyah çaydan sağlanan B vitaminleri günlük gereksinmenin çok azını (5 fincan çay % 2-7sini) karşılayabilir. C vitamini fabrikalarda oksidasyon sırasında kaybolduğu için siyah çayda yok denecek kadar azdır Yeşil çay uygun koşullarda hazırlandığında C vitamini sağlayabilir. Günlük içilen 5 fincan (her fincan 180-200 ml) yeşil çay insanın C vitamini gereksiniminin % 2530unu karşılayabilmektedir.Siyah ve yeşil çayda önemli miktarda E ve K vitamini bulunmasına karşın, suda çözünmediklerinden içilen çayda çok az olduğu düşünülür. Çay minerallerden potasyum ve flor için önemli kaynak sayılabilir. Bir fincan çay 60-70 mg potasyum ve 0.10 –0.12 mg flor sağlar. Alüminyum demleme sırasında suya çok az geçer. Bir fincan çaydaki miktarı ortalama 0.4 mg’dır. Çay manganez açısından zengindir. Bir fincan çaydaki miktarı 0.1-0.3 mg arasında değişir.   Diğer minerallerin suya geçen miktarları insanın gereksinmesine fazla katkıda bulunmaz.

Diğer Faydaları

• Çay, vücuttaki zararlı maddeleri yok eder.

• İshali durdurur.

• Böbreklerin daha iyi ve düzenli çalışmasını sağlar.Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri de idrar sökücü özelliğe sahiptir.

• İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir.

• Çay banyoları, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, dış derideki hemoroid memelerini küçülttüğü ve ağrıları dindirir.

ZARARLARI

Özellikle iş yerlerimizde çalışırken normal koşullardan daha fazla tüketilen siyah çay’ın zararlarının bireyler üzerinde olumsuz etkilerinin gün geçtikçe artış gösterdiği, uzmanlar tarafından açıklanmaktadır.Ülke genelinde, siyah çay üretiminde gösterdiğimiz başarıyı, tüketiminde de nerdeyse dengelediğimiz söylenmektedir. Böylelikle siyah çay Türk’lerin milli içeceği olma mertebesine uzun yıllar öncesinden erişmiştir. Öyleyse hayatımızın bir parçası ve alışkanlığı haline gelen siyah çay’ın tüketilmesi hakkında neler biliyoruz ? Hiç düşündünüz mü? Çay’ı bize ikram edilen her fırsatta geri çevirmeden içerek, aslında tüketim sınırını aşıp aşmadığımızı, sağlıklı bir yaşam seyrinde iken çay’ın hangi mikarda tüketilmesi gerektiğini ve çizilen çizgiye basıp geçtiğimizde siyah çay’ın sağlığımız üzerindeki ciddi zararları nelerdir ?

Yapılan araştırmalara göre ülkemizde sıvı tüketiminde su’dan sonra çay’ın yer aldığı belirtilmiştir. Aynı zamanda çay tüketimini şeker ile bir arada gerçekleştirmek ve günlük sıvı ihtiyacımızın büyük oranını çay ile sağlamak, vücudumuza yüksek ölçüde onarımı zor zararlar oluşmasına yol açmaktadır. Özellikle besin alımı beraberinde tüketilen çay sağlığımızı daha kısa yollarla etkileyerek birçok hastalığa zemin oluşturmaktadır. Bu sebeple besin alımı sırasında çay yerine farklı sıvı çeşitlerini tercih etmeliyiz.

Siyah çayın her gün düzenli olarak tüketiminin zararları var mıdır ?
Evet hergün tüketilen siyah çayda bizler anlamadan birtakım zararlar meydana getirir. Özellikle yediğimiz besinler ile ilgisi olduğunu düşündüğümüz kabızlık rahatsızlığına en birinci etken siyah çay’dır. Yine aynı dozda ve hergün tüketilen siyah çay ellerin titremesine, sinirsel rahatsızlklara da sebep olabilmektedir.

Önemle siyah çay’ın aşırı tüketiminde ciddi zararlar olduğunu bir kez daha altını çizerek dile getirmek isterim. Çay tüketiminin normalden fazla gerçekleşmesi durumunda vucud içerisindeki idrar miktarında artış meydana gelmektedir. Böylece üre asidi oranıda hızla düşmektedir. Böbrek taşı ya da kum döken hastalara çay kesinlikle doktorları tarafından yasaklanır. Yine romatizmal rahatsızlığı olan kişiler üzerinde de siyah çay oldukça zararlıdır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta siyah çay fazla tüketimde yüksek tansiyon ihtimalini çok yüksek bir oranla arttırmaktadır. Sonuç itibarı ile siyah çay tansiyona ve tansiyonda kalbe endeksli çalışmaktadır. Bu güzel uyumu bozmamak için siyah çay ile bağlılığınıza en kısa zamanda bir son vermeli yerini daha doğal ve faydalı sıvılara vermelisiniz.

Yine siyah çay tüketiminde kullanılan şekerin dozajının iyi bir şekilde ayarlanmaması ve bu konuda özenli olmaya ihtiyaç duyulmaması da yine siyah çayın zararlarından olumsuz etkilenilmesine neden olur. Biliyorsunuz ki aşırı şeker tüketimi de oldukça zararlıdır. Şeker kilo artışına sebep olur ve çay ile birlikte tüketildiğinde ise, damar tıkanıklığı, kalp rahatsızlıları,        demir eksikliği ve anemi rahatsızlıklarından bir tanesi sizin için kapıda bekliyor demektir. Aman kapınızı bakmadan açmayın ! Ve aşırı tüketim grubunda iseniz bir an önce siyah çay tüketiminin günlük limitini minimum seviyeye taşıyalım. Günde en fazla 4 bardak çay tüketimi uygun görülse de yinede bunu hergün progamınıza dahil edilmemesi konusunda uyarılar uzmanlar tarafından yapılıyor. Eğer günlük limitinizi aştıysanız fazladan içtiğiniz her bir bardak için bir bardakta su içmeniz gerekmektedir.

Siyah çay’ın zararlarının yanısıra,  gereken oranda tüketilmesi durumunda yararlarınıda görebiliriz tabiiki, beyin hücrelerinin korunmasını sağlar, kolestrolü düşürür, tarçınla alınan çay hazmı normalden daha fazla kolaylaştırır ve sindirim sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Diş çürüklerini önlediği gibi kanser riskinide oldukça azaltmaktadır. Vucuddaki kan dolaşımının sağlıklı bir şekilde işleyişini sağlar. Ve yine en önemli faydalarından bir tanesi kalp krizi riskini azaltmaktadır.Tüm bu açıklamalardan sonra siyah çay tüketiminin zararları ve yararları konusunda daha bilinçli olduğumuza inanmaktayız.

(Kalorisi)

Okunma 125972 defa

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Tweet DünyaÇayEvi

Parse Error: Specification mandate value for attribute data-aria-label-part
09:24AM Apr 24